İzmir’de “yeniden yüzlendirme” ile aydınlatılan cinayetin sanıkları hakim karşısında

İzmir'de "yeniden yüzlendirme" ile aydınlatılan cinayetin sanıkları hakim karşısında
İzmir'de "yeniden yüzlendirme" ile aydınlatılan cinayetin sanıkları hakim karşısında

İzmir’in Bornova ilçesinde 2018’de bulunan cesede uygulanan “yeniden yüzlendirme” çalışması sonucu ortaya çıkarılan cinayete ilişkin haklarında dava açılan 4’ü tutuklu 8 sanığın yargılanmasına başlandı.

İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, tutuklu sanıklar Olcay Altundağ, Bülent Özmen, Umut Balbey, Hülya Balbey ile tutuksuz sanık M.T, iddianamede hem mağdur hem de sanık olarak geçen Ü.A, C.Z. ile suça sürüklenen M.A.A. (16) ifade verdi.

İddianamede, Özler Yörük’ü öldürdüğü ve yakınlarıyla cesedi yakarak ortadan kaldırmaya çalıştığı öne sürülen Olcay Altundağ, kadınları fuhşa sürüklediği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını ileri sürdü.

Altundağ, Özler Yörük ile nikahsız şekilde birlikte yaşadıklarını anlatırken, yaralama suçundan cezaevine girdiğini belirtti. Bu süreçte Yörük’ün bir başka kişiyle sevgili olduğunu ve kendisine ait paraları bu kişiye verdiğini iddia etti.

Cezaevinden çıktığında Yörük’ten paralarını istediğini ve bu nedenle aralarında tartışma çıktığını ileri süren Altundağ, şöyle dedi:

“Kendisini birkaç kez darbettim ancak işkence yapmadım. Döverken bayıldığı için ayılsın diye üzerine su döktüm. Kuzenim Umut’un, Özler’i darbettiği de doğru değil. Eşimin başkası tarafından dövülmesine müsaade etmem. Özler’i darp ettiğimin ertesi günü öldüğünü anlayıp telaşlandım. Teyzemin oğlu Bülent’i aradım ve bana yardımcı olması için onu tehdit ettim. Ortada bir cenaze vardı ve bunu kaldırmamız gerekiyordu. Bülent enişteme, Özler’in kötü olduğunu söylediğimde hastaneye götürmemi söyledi. Onun dışında bir katkısı yok. Tehdit ettiğim için Umut bana yardım etti. Cesedi arabanın arka koltuğuna oturttuk. İki tarafından Ülkü yengem ve maktülün ablası Özlem Yörük vardı. Cesedi Şahin Tepesi’ne götürdüm ve orada yaktım. Ülkü ve Özlem yengem orada beni bekledi. İddia edildiği gibi Bülent eniştem ve Umut cesedi yakmadı. Bu olaylardan dolayı üzgünüm.”

Diğer tutuklu sanıklar da benzer ifadeler vererek suçlamaları, cinayete ve cesedin yok edilmesi girişimine katıldıkları yönündeki iddiaları reddetti.

Ü.A, dehşeti anlattı

Hakkında “yardım ve yataklık” suçundan dava açılan ve iddianamede mağdur sıfatıyla yer alan Ü.A, Olcay Altundağ’ın kendisinin akrabası olduğunu ve tutuklu 3 sanıkla kendilerine fuhuş yaptırdıklarını söyledi.

Olcay Altundağ’ın, Özler Yörük’ü sürekli dövdüğünü iddia eden Ü.A, şöyle konuştu:

“Son zamanlarda beyzbol sopasıyla Özler’i sürekli darbediyordu. Bir ara yorulduktan sorma Umut sopayla Özler’i dövdü. Son 3-5 günlük süre içinde sürekli dövülen Özler, bitkin haldeydi. Bir ara beni Özlem’i ve çocukları, Olcay ve Umut odaya kapattı. Olcay’ın annesi Hülya’yı da bizim başımıza bıraktılar. Özler’in çığlık sesleri geliyordu. Beni ve Özlem’i bir ara dışarı çıkardılar. Daha sonra Özler’i çarmıha gerer gibi yaptılar. Olcay, kaynar suyu özlerin cinsel organına döküp haşladı. Bize de ‘ihanet edenin sonu’ böyle olur’ dedi. Sonra bizi tekrar odaya kapattılar. Annesi Hülya ve eniştesi Bülent’in, Özler’e eylemi olmadı ama engellemediler. Olcay’ın annesi Hülya, Özler’in öldüğünü anlayınca oğluna ‘Gariban birini bulup biraz para verelim cinayeti üstlensin. Sen halanı ara ondan para iste’ dedi. Özler öldükten sonra Bülent, Olcay ve Umut cesedin nasıl imha edileceğini konuştular. Bülent, Olcay ve Umut cesedi araçla götürdüler. Ben ve Özlem onlara eşlik etmedik. Olcay, beni çocuğunu öldürürüm eşini öldürürüm dediği için ihbar etmedim. Benim Özler’in öldürülmesine yardımım olmadı. Ceset götürürlerken de araçta değildim.”

İddia makamı tanıkların dinlenmesini ve tutukluluk hallerinin devamını istedi.

Yargılama sonunda mahkeme heyeti de Ü.A’nın yurt dışı yasağını kaldırdı, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.

Olayın geçmişi

İzmir’in Bornova ilçesinde 2018’de ormanlık alanda yanmış halde bulunan cesede ilişkin soruşturmada “yeniden yüzlendirme” çalışması yapan polis, o dönem kaybolan tüm kayıp kadınların akrabalarından alınan DNA örnekleriyle yapılan karşılaştırma sonucu cesedin Özler Yörük’e (33) ait olduğunu tespit etmişti.

Cesedin kimliğinin belirlenmesi sonrası Yörük’ün çevresindeki kişiler üzerinde yoğunlaşan ekipler, geçen yıl 12 Ekim’de İzmir, Malatya ve Aydın’daki adreslere eş zamanlı düzenledikleri baskınlarda 13 kişiyi gözaltına almış, hakimliğe çıkarılan 6 şüpheliden 4’ü tutuklanmıştı.

Hazırlanan iddianamede de Olcay Altundağ, Bülent Özmen, Umut Balbey, Hülya Balbey’in de aralarında olduğu 8 sanık için “canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme”, “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “fuhşa teşvik etmek veya yaptırmak veya aracılık etmek veya yer temin etmek”, “cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından, C.Z ve M.T. hakkında “suçu bildirmeme”, Ü.A ve 18 yaşından küçük M.M.A. hakkında ise “yardım ve yataklık” suçlarından dava açılmıştı.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*